Köşe Yazıları

Edebiyat, felsefe, psikoloji ve yaşama dair haftalık zihinsel yolculuklar.

Köşe Yazısı 21 Ekim 2026
Okuma süresi: 3 dk

Sonbaharda sanatla yeniden şekillenen bir rota: İZMİR

İzmir, doğası gereği bir açık hava sahnesidir. Denizden esen imbatın taşıdığı iyot kokusuna, asırlık sokakların fısıldadığı hikayeler karışır. Şehir, sadece içinde yaşayanları değil, sokaklarını arşınlayan her bir misafirini kendi ritmine uydurur.

Köşe Yazısı 14 Ekim 2026
Okuma süresi: 2 dk

Barbara Kingsolver, yeni romanıyla derin ve sakin bir yolculuğa çıkarıyor

Barbara Kingsolver, yeni romanıyla derin ve sakin bir yolculuğa çıkarıyor

Edebiyat & Felsefe 10 Ekim 2026
Okuma süresi: 7 dk

Suç ve Ceza Arasında Sıkışan İnanç

Dostoyevski'nin Raskolnikov'u baltayı kaldırdığında, aslında Tanrı'yı öldürüyordu. Nietzsche'nin 'Tanrı öldü' nidasından çok önce, Petersburg'un sefalet kokan sokaklarında bir üniversite öğrencisi, kendi ahlaki labirentinde kaybolmuştu. Bugün, 2026'nın Ekim ayında, modern insan hâlâ o baltayı kaldırıyor. Ancak bu kez kurban, yaşlı tefeci kadın değil; inanç, umut ve anlam. Rus edebiyatının karlı bozkırlarında dolaşan ruh, şimdi dijital ekranlarda, yapay zekâ algoritmalarında ve tüketim çılgınlığında kendini arıyor. Peki, Karamazov Kardeşler'in 'her şey mubahtır' düsturu, modern bireyin sessiz çığlığına mı dönüştü? Yoksa hâlâ, Tolstoy'un İvan İlyiç'in Ölümü'ndeki o meşhur soruyla yüzleşiyor muyuz: 'Yaşadığım hayat, doğru hayat mıydı?'

Köşe Yazısı 8 Ekim 2026
Okuma süresi: 2 dk

Anne Carson ve Edebiyatın Ölümsüz Diyaloğu

Edebiyat dünyasının her sonbaharda nefesini tutarak beklediği o an geldi çattı ve 2026 Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi, klasik olana yeni bir ruh üfleyen Kanadalı yazar ve şair Anne Carson oldu. Tolga özdoğan

Köşe Yazısı 5 Ekim 2026
Okuma süresi: 3 dk

Klasiklerin Fısıltısı

Modern çağın telaşı içinde, insanın kendine ayıracak bir anı bile bulamadığı bir girdabın içindeyiz. Teknolojinin sürekli uyarıları, bitmek bilmeyen bildirimler, dijital…

Edebiyat & Felsefe 28 Eylül 2026
Okuma süresi: 6 dk

Sessizliğin Dili: Mısraların İçsel Sığınağı

Modern çağın en büyük yanılsamalarından biri, her şeyin söylenebileceği ve anlatılabileceği düşüncesidir. Oysa insan ruhu, dilin sınırlarında gezinen bir gölge gibidir; en derin duygularımız çoğu zaman kelimelere sığmaz. İşte tam bu noktada şiir devreye girer: Söylenemeyeni söylemenin, suskunluğun içinde bir ses bulmanın sanatıdır. Şiir, gündelik hayatın gürültüsünde kaybolan iç sesimizi yeniden duyurur. Her mısra, aslında bir iç coğrafyanın haritasıdır; kimi zaman bir dağın zirvesi, kimi zaman bir uçurumun kenarı. Bu yüzden şiir okumak, kendi iç dünyamızda bir yolculuğa çıkmaktır. Kelimelerin ritmiyle inşa edilen bu coğrafya, bize hem kaçış hem de yüzleşme imkânı sunar.

Kültür, Sanat & Yaşam 21 Eylül 2026
Okuma süresi: 4 dk

Sanatın Belleği, İzmir'in Nefesi

Sonbaharın İzmir'e getirdiği o hafif serinlik, şehrin kültür-sanat nabzını daha da hızlandırıyor. Eylül ayının son günlerinde, sanatın dönüştürücü gücünü bir kez daha hissediyoruz. İnsanlık tarihi boyunca sanat akımları, toplumların ruhunu yansıtan aynalar olmuş; kimi zaman bir isyanı, kimi zaman bir arayışı, kimi zaman da saf bir güzellik arzusunu dile getirmiştir. Bugün, modern çağın estetiği ile geçmişin büyük akımları arasındaki o görünmez bağları İzmir'in kültürel dokusunda yeniden keşfediyoruz. Şehir, adeta bir açık hava müzesi gibi; her köşesinde sanatın farklı bir yankısı var. Karşıyaka'dan Alsancak'a, Kemeraltı'ndan Bornova'ya kadar uzanan bu coğrafyada, sanat galerileri ve kültür merkezleri, son bir ayda birbirinden değerli etkinliklerle sanatseverleri ağırladı. Geçtiğimiz hafta İzmir Resim Heykel Müzesi'nde sona eren 'Anadolu'nun Renkleri' sergisi, geleneksel motiflerin çağdaş yorumlarla buluştuğu etkileyici bir seçkiydi. Sergide, Anadolu'nun binlerce yıllık desenlerinin modern tuval üzerindeki yansımaları, izleyiciyi adeta zamanlar arası bir yolculuğa çıkarıyordu. Bu tür etkinlikler, İzmir'in sadece bir liman kenti değil, aynı zamanda bir sanat limanı olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Kültür, Sanat & Yaşam 18 Eylül 2026
Okuma süresi: 4 dk

Sanatın Zamanla Dansı

Son bir ay, sanat tarihinin derinliklerinden gelen akımların modern çağın estetiğiyle nasıl iç içe geçtiğini bir kez daha gösterdi. İzmir'de dolaştığım galerilerde, geçmişin izlerini taşıyan tuvalerle bugünün dijital sanatını yan yana gördüm. Özellikle geçtiğimiz hafta Alsancak'taki bir galeride açılan 'Zamanın Katmanları' sergisi, kübizmden sürrealizme uzanan bir yolculuğu çağdaş yorumlarla sunuyor. Bu sergi, sanatın sadece bir dönemi değil, tüm zamanları kucaklayabileceğini kanıtlıyor. İzmir'in sanat atmosferi, bu tür etkinliklerle her geçen gün daha da zenginleşiyor.

Edebiyat & Felsefe 16 Eylül 2026
Okuma süresi: 7 dk

Kaosun İçindeki Düzen Arayışı: Rus Ruhundan Modern İnsana

Dostoyevski'nin 'Yeraltından Notlar'ında, modern insanın ruhsal labirentlerine dair bir kehanet saklıdır. O meşhur 'iki kere iki dört' meselesi, sadece matematiksel bir kesinlik değil, aynı zamanda insanın özgür iradesini elinden alan bir düzen simgesidir. Bugün, 21. yüzyılın kaotik dijital çağında, bu ikilem çok daha karmaşık bir halde karşımıza dikiliyor. Bir yanda yapay zekânın öngörülemez hızı, diğer yanda insanın anlam arayışı... Rus edebiyatının o devasa gölgesi, sadece geçmişin bir anıtı değil, bugünün en acil sorularına cevap arayan bir pusuladır.

Edebiyat & Felsefe 14 Eylül 2026
Okuma süresi: 7 dk

İsyanın Kırılgan Sessizliği: Sınıf, Kader ve Bireyin Değişmez Yazgısı

Kitlelerin açlığı, soyluların sofrasındaki bir tabak eksikliğinden ibarettir. Edebiyatın yüzyıllardır didiklediği bu korkunç denklem, sınıf çatışmasını yalnızca bir ekonomi-politik mesele olarak değil, insan ruhunun en derin yarıklarında yeşeren bir varoluş krizi olarak karşımıza çıkarır. Victor Hugo’nun 'Sefiller'inde Jean Valjean’ın bir somun ekmek için kürek mahkûmu olması, sadece 19. yüzyıl Fransası’nın adaletsizliği değildir; bugünün küreselleşmiş dünyasında, zincir marketlerin arka raflarında son kullanma tarihi geçmiş ürünleri kollayan milyonların sessiz çığlığıdır. Yoksulluk, edebiyatta hep bir suçun cezası gibi sunulur; oysa asıl suç, eşitsizliği doğal bir yasa gibi kutsayan düzendedir. Peki, birey bu ezici düzene karşı kendi varoluşunu nasıl inşa eder? Klasik metinler, bu soruya her devirde yeniden yanıt arar: Bazen bir isyanla, bazen bir intiharla, bazen de ironik bir kabullenişle.

Edebiyat & Felsefe 11 Eylül 2026
Okuma süresi: 6 dk

Rus Ruhunun Çekmecesinde: İnanç, Kaos ve Düzenin Ahlaki Labirenti

Dostoyevski'nin 'Yeraltından Notlar'ını okurken, modern insanın o çelişkili ruh hâline tanık oluruz: Bir yandan kendi iradesini ilan etmek isteyen, diğer yandan da bu iradenin getirdiği sorumluluktan kaçan bir varlık. Bugün, 11 Eylül 2026'da, aynı labirentte dolaşıyoruz. Klasik Rus edebiyatı, bize sadece 19. yüzyılın toplumsal çalkantılarını değil, aynı zamanda inanç, kaos ve düzen arasındaki o bitmeyen gerilimi de miras bıraktı. Modern insan, bu mirası yaşamakla kalmıyor; onu her gün yeniden inşa ediyor, yıkıyor ve yeniden sorguluyor.

Edebiyat & Felsefe 09 Eylül 2026
Okuma süresi: 6 dk

Çatırdama Anı: İnançsızlığın Kıyısında Rus Ahlakı

Dostoyevski'nin Raskolnikov'u, baltasını yaşlı tefecinin kafasına indirdiğinde aslında yalnızca bir insanı değil, Tanrı'nın yokluğunda ahlakın temelsiz kalacağına dair o kadim korkuyu da parçalıyordu. O an, modern insanın kalbinin çatırdama anıdır; koşulsuz bir inancın sıcaklığından sıyrılıp soğuk bir özgürlüğe düştüğümüz, ama bu özgürlüğün ağırlığını taşıyacak bir vicdanı da yanımıza alamadığımız andır. Bugün, dijital gürültünün içinde kaybolmuşken, o eski Rus metinleri bize aynadaki yüzümüzü gösteriyor: Kaos ile düzen arasında, inanç ile inançsızlık arasında sıkışmış bir ahlakın kıvranışını.

Edebiyat & Felsefe 07 Eylül 2026
Okuma süresi: 7 dk

Çevirinin Aynası, Anlatının Kırılgan Yüzü

Her sabah bir başka dilden doğuyoruz; çevirmenlerin handselleriyle yoğrulan cümleler, bizim dilimizin kıyılarına vuran deniz kabukları gibi. Son yıllarda kitapçı raflarında yerli romanların yanı başında boy gösteren bu yabancı sesler, aslında bir aynanın içinden geçiyor: Her çeviri, okuru kendi dilinin sınırlarını sorgulamaya iten bir pusula. Peki yerli anlatı, bu çok sesli koroda kendi notasını nasıl bulacak? Yoksa biz, başkalarının hikâyelerini okurken kendi masallarımızı mı kaybediyoruz?

Edebiyat & Felsefe 07 Eylül 2026
Okuma süresi: 7 dk

Kâğıt İnzivasından Piksel Sürgününe: Ruhun Okuma Serüveni

Kitaplığımın raflarında gezinirken parmak uçlarımın dokunduğu her sırt, bana ayrı bir zamanın kapısını aralıyor. Eski bir cildin kapağını açtığımda, o keskin ama bir o kadar davetkâr koku, tıpkı bir tütsü gibi zihnimi sarıyor; sayfaların arasında sıkışmış yılların anısı, toz zerrecikleriyle birlikte havaya karışıyor. Bu ritüel, yalnızca bir okuma eylemi değil; adeta bir inzivaya çekilme, dünyanın gürültüsünden sıyrılıp kendi iç sesime kulak verme biçimiydi. Oysa şimdi, elimdeki incecik tabletin soğuk yüzeyi, tüm bu duyusal zenginliği tek bir düzleme indirgemiş durumda: her şey ne kadar parlak, ne kadar net, ama bir o kadar da cansız. Bu geçiş, yalnızca teknolojik bir devrim değil; aynı zamanda insan ruhunun okuma ediminden aldığı hazzı, varoluşsal bir sorgulamaya dönüştüren sancılı bir dönüşüm.

Edebiyat & Eleştiri 31 Ağustos 2026
Okuma süresi: 6 dk

Sonbaharın Eşiğinde Kelimelerin Hafızası: 2026 Edebiyatında Çok Seslilik ve Sessizliğin Direnişi

Ağustos ayının son günlerini uğurlayıp edebiyat dünyasının en verimli mevsimi olan sonbahara adım atarken, raflardaki yeni yayın hareketliliği ve Booker Prize 2026 ile International Booker Prize etrafında dönen uluslararası tartışmalar, kurgunun dönüştürücü gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Eylül ayıyla birlikte başlayacak büyük yayın sezonunun ayak sesleri duyulurken; dünya edebiyatında farklı diller, kültürler ve çeviriler arasında kurulan çok sesli köprüler, edebiyatın sınırları aşan evrensel hafızasını güçlendiriyor.

Edebiyat & Eleştiri 30 Ağustos 2026
Okuma süresi: 6 dk

Hakikatin Sessiz Yankısı: 2026 Edebiyatında Anlatıcının Ölümü ve Yeniden Doğuşu

2026 yazını geride bırakıp sonbaharın eşiğine adım atarken, dünya edebiyat sahnesinde yaklaşan Booker Prize kısa liste heyecanı ve yeni yayımlanan kurgular etrafında şekillenen tartışmalar, roman sanatının en temel yapı taşlarından birini yeniden sorgulatıyor: Hikâyeyi kim anlatıyor ve anlatıcıya ne kadar güvenebiliriz? Rachel Cusk'ın çağdaş kurgunun sınırlarını zorlayan Life of M tahlillerinden, bu yılın öne çıkan çeviri ve yerli romanlarındaki çok sesli anlatı tekniklerine kadar edebiyat dünyasında belirginleşen yeni eğilim; her şeyi bilen, okuru yönlendiren geleneksel anlatıcı figürünün yerini çok katmanlı, eksiltili ve okuru ortak bir tanıklığa davet eden bir kurgusal mimariye bırakmasıdır.

Edebiyat & İnceleme 28 Ağustos 2026
Okuma süresi: 6 dk

Görünmeyenin Labirentinde İnsan: Ağustos 2026 Çok Satanlarında Hakikat ve Yanılsama

Ağustos ayının son günlerinde hem dünya genelinde hem de Türkiye raflarında çok satanlar listelerini incelediğimde, edebiyatın kolektif bilincimizde açtığı yeni bir damar dikkatimi çekiyor. Riley Sager'ın küresel ölçekte listeleri altüst eden The Unknown romanından Virginia Evans'ın sarsıcı çıkış eseri Muhabbet'e, Rachel Cusk'ın merakla beklenen Life of M'inden Alice Feeney'nin psikolojik gerilimlerine kadar okurun en çok yöneldiği metinler, aslında tek bir ortak arayışın etrafında kenetleniyor: Modern bireyin kendine, en yakınlarına ve kurduğu yapay hayatlara karşı duyduğu o derin güvensizlik.

Edebiyat & İnceleme 26 Ağustos 2026
Okuma süresi: 6 dk

2026'nın Öne Çıkan Romanları ve Arayışları

2026 yılının edebiyat takviminde yaz sonuna doğru ilerlerken, hem uluslararası platformlarda açıklanan Booker Prize uzun listesi hem de raflarda yerini alan çok satan yeni kurgular, edebiyat dünyasında taze ve heyecan verici bir tartışma dalgası yarattı. Chloe Aridjis'in büyük yankı uyandıran The Shadow of the Object romanından Kenan Orhan'ın The Renovation kurgusuna, Emma Cline'ın Switzy'sinden Eleanor Catton'ın Türkçeye kazandırılan Kül ve Tohum'una kadar son dönemde öne çıkan eserleri incelediğimde, çağdaş edebiyatın çok katmanlı bir kırılma noktasında durduğunu görüyorum.

Edebiyat & Felsefe 24 Ağustos 2026
Okuma süresi: 7 dk

Kelimelerin Ruhu ve Dijital Çağın İllüzyonu: Yeni Kurguların Eşiğinde İnsan

Bugün edebiyat dünyasında en hararetli tartışmalardan biri, 2026 Commonwealth Ödülleri ve çağdaş edebiyat dergileri etrafında yeniden alevlenen 'yapay zeka kurguları ve edebiyatın fast-foodlaşması' meselesi. Son dönemde raflara çıkan yeni romanları ve dünyada ses getiren kurguları incelerken zihnimi kurcalayan temel soru şu oldu: İnsan, kelimeleri hızla tüketen birer veri dizisine mi dönüştürüyor, yoksa edebiyatın o yavaş, sancılı ve büyüleyici ruhuna her zamankinden daha mı muhtaç?

Edebiyat & Felsefe 24 Ağustos 2026
Okuma süresi: 7 dk

Sansürün Gölgesinde Hakikatin Mimarisi: Edebiyat Neden Susturulamaz?

Dünya edebiyat sahnesinde geçtiğimiz günlerde yankı bulan gelişmelerden biri, Kuveytli yazar Bothayna Al-Essa'nın distopik ve sarsıcı romanı The Book Censor's Library'nin ödüle değer görülmesi oldu. Kitapların devlet eliyle tek tek elendiği, kelimelerin sistemin çarklarına uydurulmak üzere budandığı ve düşüncenin bürokratik bir suç gibi kayıt altına alındığı bir evreni anlatan bu eser, aslında bize insanın en kadim çelişkisini yeniden hatırlatıyor.

Edebiyat & Felsefe 23 Ağustos 2026
Okuma süresi: 3 dk

Edebiyatın Aynasında İnsan ve Kelimelerin Sessiz Gücü

Yazmak, insanın içindeki o bitmek bilmeyen kaosu anlamlandırma ve bir düzene sokma çabasıdır belki de. İnsan, doğası gereği hem var olan kaosun mimarı hem de kurmaya çalıştığı düzenin en ateşli savunucusudur.

Bu karmaşanın içinde kaybolmamak, gürültünün arasında kendi sesimizi duyabilmek için hep kelimelere sığınırız. Edebiyat, yüzyıllardır bu sığınağın en sağlam kapısı oldu...