Yazmak, insanın içindeki o bitmek bilmeyen kaosu anlamlandırma ve bir düzene sokma çabasıdır belki de. İnsan, doğası gereği hem var olan kaosun mimarı hem de kurmaya çalıştığı düzenin en ateşli savunucusudur. Bu karmaşanın içinde kaybolmamak, gürültünün arasında kendi sesimizi duyabilmek için hep kelimelere sığınırız.
Edebiyat, yüzyıllardır bu sığınağın en sağlam kapısı oldu. Dostoyevski’nin karanlık sokaklarında vicdan muhasebesi yaparken veya Márquez’in o büyülü, bitmek bilmeyen yüzyıllık yalnızlığında kaybolurken aslında hep kendi içimizdeki o tanıdık yankıyı aradık.
Bir yazar olarak, kelimelerle kurduğum bu bağ her yeni hikayede beni başka bir derinliğe çekiyor. Kurmaca bir dünya yaratmak, sadece karakterlere isim vermek değil; onların acılarını, sessizliklerini ve çıkmazlarını kendi omuzlarında hissetmektir. Son zamanlarda bu ağırlığı ve yaratım sürecinin o tarifsiz hüznünü yeni kitabım Leyla - Yasak Mevsim ile en derinden yaşadım.
Bir "Yasak Mevsim"in Ortasında Leyla
Leyla, sadece kağıt üzerindeki bir karakter değil; zamanın, mekanın ve kendi doğrularıyla hayatın dayatmaları arasına sıkışmış bir ruh hali. Kitabı kaleme alırken, Leyla'nın iç dünyasına yaptığım yolculuk bana aşkın, hüznün ve kabullenişin sınırlarını yeniden sorgulattı. Bazen hayat, bize kendi takvimini dayatır ve biz hiç beklemediğimiz bir anda o "yasak mevsim"in tam ortasında buluruz kendimizi.
Hikayenin ruhunu ve Leyla'nın sessiz direnişini, kitabın sayfaları arasında şu satırlarla dile getirmeye çalıştım:
"Bana hep ne yapmam gerektiği öğretildi. Nasıl oturulur, nasıl konuşulur, nasıl bir kız, nasıl bir gelin, nasıl bir kadın olunur. Hiç kimse bana ne istediğimi sormadı. Sonunda ben de unuttum sormayı."
Leyla - Yasak Mevsim, sadece bir kadının hikayesi değil; aslında çoğumuzun içinden geçtiği, dışarıdan bakıldığında sıradan görünen ama içinde fırtınalar kopan o dönüm noktalarının bir yansıması. İnsanın kendiyle, toplumla ve yasaklanan duygularıyla olan mücadelesi.
Kelimelerin Buluşma Noktası
Yazılan her kitap, ancak okuruyla buluştuğunda, sizin dünyanızda bir yer edindiğinde gerçek anlamda tamamlanır. Leyla'nın hikayesinin sizin dünyanızda nasıl yankı bulacağını, hangi anılarınıza veya duygularınıza dokunacağını inanın büyük bir heyecanla bekliyorum.
Edebiyatın o birleştirici gücüyle yüz yüze gelmek, hikayeleri ve kelimeleri karşılıklı paylaşmak için Eylül ayında İzmir'de, lansman ve imza günümüzde buluşmak üzere. O güne dek, kelimelerin ve iyi edebiyatın aydınlığından ayrılmamanız dileğiyle...
Sevgiyle kalın.